Bakan Yılmaz'dan ''Öğretmen Atamaları Ve Mülakat'' Açıklaması
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Basının özgür olması lazım, her fikrin özgürce ifade edilmesi lazım ancak basın özgürlüğü hiçbir zaman terörü teşvik etmek de değildir." dedi. 

Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda Torba Kanun Tasarısı'nın tümü üzerindeki görüşmeler sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrasında özgürlüklerin, hakların ve demokrasinin korunması için hükümetin bazı tedbirler almak zorunda kaldığını ifade eden Yılmaz, "Olağanüstü hal de bir anayasal düzendir. Hukuk düzeni içinde yapılan her yanlışın yine belli bir süre sonra düzeltilmesi mümkündür. Yeter ki biz demokrasiyi, hukuku ve parlamentoyu ayakta tutalım. Bir hukukçu olarak da söylüyorum, hak gecikir ama mutlaka yerine gelir." diye konuştu.

Muhalefet partisi milletvekillerinin darbe sonrası görevden uzaklaştırılanlar ile ilgili kullandığı "kıyım" ifadesinin yanlış olduğunu belirten Yılmaz, devletin tüm soruşturmaları son derece hassas bir şekilde yürüttüğünü vurguladı. Güvenliği sağlamanın özgürlüklerin garantisi olduğunu dile getiren Yılmaz, "İstiyoruz ki tek bir tane bile yaş, kurunun içinde yanmasın. Kıyım sözü doğru değildir." ifadesini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığının görevden almaların ardından 15 bin sözleşmeli öğretmen atayacağını açıkladığını hatırlatan Yılmaz, bu alımın duyurusunun birçok mecradan yapıldığını, bakanlığın internet sitesinde de başvuruya ilişkin bilgi ve dokümanların yer aldığını bildirdi.

Seri katiller de çok iyi üniversiteleri bitirmiş olabiliyor.

Ehliyet ve liyakata gerçekten önem veriyoruz. Ehliyet ve liyakatlı olanları öğretmen kadromuza kazandırmak istiyoruz." diyen Yılmaz, öğretmen alımlarında yapılacak mülakat ile daha seçici bir eğitim kadrosu oluşturmayı hedeflediklerini aktardı. Yılmaz, "Öğretmen rol modeldir.

Dolayısıyla sadece sınavda alacağı puan yeter mi? Yetmeyeceğini herkes biliyor. Pekala seri katiller de çok iyi üniversiteleri bitirmiş olabiliyor ama evladınızı onlara teslim eder misiniz? Etmezsiniz. Öğretmen kendini ifade edebiliyor mu, anladığını anlatabiliyor mu, beden dilini kullanabiliyor mu, ikna edici olabiliyor mu, anlatırken heyecanlanıyor mu, liderlik yönü var mı? Bunları anlamak için mülakat lazım." şeklinde konuştu.

Bakan Yılmaz, okulların dönüştürülmesi konusunda da vatandaştan gelen taleplerin belirleyici olduğunu dile getirerek, vatandaşın talebi olmayan hiçbir hususun gündeme getirilmediğini söyledi.

Özelleştirme uygulamaları ile Atatürk'ün mirasına ihanet edildiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Yılmaz, şunları kaydetti:

Böyle bir şey olamaz. Atatürk'ün mirasına sahip çıkmak, Atatürk'ün 'En büyük eserim' dediği Türkiye Cumhuriyeti'ni güçlendirmekle olur. Sonuçta özelleştirmeyle düşmana özelleştirmiyorsun, yine vatandaşına özelleştiriyorsun. Buradan alınan bir başka yere gitmiyor. Özelleştirilen yerlerin Türk ekonomisine katkısı olmuştur. Sizin de gözünüz bu özelleştirmelerin üzerinde olsun. Yanlış yaparsak uyarın. Muhalefet olarak bu da sizin göreviniz ama şu ana kadar biz yaptıklarımızdan eminiz.

Muhalefetin soruları üzerine Özgür Gündem gazetesinin yargı kararı ile kapatıldığına işaret eden Yılmaz, "Basının özgür olması lazım, her fikrin özgürce ifade edilmesi lazım ancak basın özgürlüğü hiçbir zaman terörü teşvik etmek de değildir." dedi.

Hakkari ve Şırnak'ın il statüsünden çıkarılmasına ilişkin eleştirilere de yanıt veren Yılmaz, iktidarların oy kaybedeceği uygulamalardan kaçınacağını, bunun ötesinde önceliğin vatandaşının rahatı ve huzuru olduğunu vurguladı. Yılmaz, iktidarların eninde sonunda sandık aracılığıyla vatandaşın karşısına gideceğini, yanlış bir uygulaması olduysa milletin gereken cevabı vereceğini de söyledi.

Bu Meclis böyle bir kanun düzenlemesini hak etmiyor.

CHP İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel de tasarının tümü üzerindeki görüşmelerde, CHP Grubu adına söz aldı.

Türkiye'nin 15 Temmuz'da büyük bir badireyi atlattığını, şimdi de özel ve önemli bir süreçten geçtiğini belirten Temizel, böylesi süreçlerde gündemlerin ülkenin öncelikleri göz önüne alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Torba Kanun Tasarısı'nın içeriğini ve yapım tekniğini eleştiren Temizel, Meclis'in yangından mal kaçırırcasına, doğru dürüst tartışmadan neye hizmet ettiğini anlamadan ve anlatamadan torba yasalar yaptığını savundu. Bu torba yasalar içinde anayasaya aykırı düzenlemeler olduğu görüşünü ileri süren Temizel, "80 maddelik bir kanun görüşüyoruz. Kanun, defin ruhsatları ile başlıyor, 'Hakkari ve Şırnak illeri kaldırılmıştır' diye bitiyor. Bu trajikomik bir olaydır. Olamaz böyle bir kanun düzenlemesi. Bu Meclis böyle bir kanun düzenlemesini hak etmiyor." diye konuştu.

Tasarıdaki Hakkari ve Şırnak'ın il statüsünden çıkarılmasına ilişkin düzenlemeyi eleştiren Temizel, şu değerlendirmelerde bulundu:

İki ilimiz üç kelime ile kaldırılıyor. Hepiniz ülkemizdeki hemşehrilik duygusunun ne anlama geldiğini bilirsiniz. Bu bir statüdür, prestijdir. Bir ili ortadan kaldırıyorsanız orada insan olduğunu unutmayacaksınız. Neden il olmaktan çıkarılıyor? Güvenlik sebebiyle' deniliyor. İl olduğu için güvenliğini sağlayamayınca, ilçe olunca güvenliğini sağlamak daha mı kolay olacak? Bir insanın prestij olarak gördüğü, yaşadığı, nüfus cüzdanında yazılı olan yeri böyle bir gerekçe ile kaldıramazsanız. Böyle bir hakkınız yok.

Bir devlet rant yaratmaz.

Tasarıda belediye başkanlıklarına kayyum atanmasına ilişkin düzenlemeye de değinen Temizel, bunun yerel demokrasi ile bağdaşmayan bir durum olduğunu savundu. Bir belediye başkanı suç işlediğinde neler yapılacağının mevcut yasalarla belirlendiğine dikkati çeken Temizel, "Birisinin suç işlemiş olması, oradaki yerel demokrasinin ortadan kaldırılmasını haklı kılar mı?" diye sordu.

Kamu işletmelerinin Özelleştirme İdaresi yoluyla varlıklarını satmalarına ilişkin düzenlemeye de değinen Temizel, bu kuruluşların İhale Yasası'na tabi olduğunu ancak Özelleştirme İdaresine geçtiği andan itibaren bu kanunlara tabi olmaktan çıkacağını söyledi. Temizel, "Bir devlet rant yaratmaz, bir devlet özellikle rant yaratarak kendisine gelir sağlamaz. Kamu yararı ilkesi bu nedenle önemlidir." dedi.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay da şahsı adına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı terör olaylarına ve özellikle 15 Temmuz FETÖ'nün darbe girişimine işaret ederek, böyle bir ortamdaki ülkenin ekonomisinin nasıl etkileneceğinin iyi düşünülmesini istedi.

Günay, tüm yaşananlara rağmen ülke ekonomisinin sağlam bir şekilde durduğunu vurgulayarak, "Türkiye ekonomisi ve finansal sistemi en sağlam ekonomilerden bir tanesi çünkü olabilecek en sert siyasi ve ekonomik testlerden geçti. Acaba kaç ülke bu testlerden geçebilirdi?" şeklinde konuştu.

Bu piyasalara güven vermek değil, sıkıntıya sokmaktır.

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ise şahsı adına yaptığı konuşmada, Türkiye ekonomisinin hassas bir süreçte olduğunu ve herkesin bu hassasiyete göre davranması gerektiğini belirtti.

Görüşülen tasarının bazı maddelerinin net bir şekilde Anayasaya aykırı olduğunu ileri süren Kuşoğlu, "Bunu neden yapıyoruz anlayabilmek mümkün değil. Bu piyasalara güven vermek değil, piyasaları sıkıntıya sokmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

mebpersonel.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.