Aktif Eğitim Sen'e üye olmak veya Bank Asya'ya para yatırmak

İhraç kararnameleri sonrasında, masum olduklarını belirtip, gerekçeleriyle birlikte sitemize yazan kamu personeliyle, bayram öncesinde, neredeyse tek tek görüştük. Masum olduklarına vicdanen kanaat getirdiklerimizin itirazlarını yayımladık.
Ancak kurban bayramı boyunca memurlar.net'e ulaşan maillerin içeriği büyük ölçüde değişmiştir.
Geçen hafta boyunca tarafımıza ulaşan maillerin içeriğinde şunlar yazılmaktadır:
"Ben Aktif Eğitim Sen'in terör örgütü sendikası olduğunu bilmiyordum. Devlet, bu sendikanın açılmasına, aidatlarını ödemesine, insanları üye yapmasına izin verdi. Ben bu sendikaya memurların haklarını koruyacakları, kılık kıyafet serbestiyeti getirecekleri düşüncesiyle ye oldum. Bank Asya'nın da terör örgütü finans kurumu olduğunu bilmiyordum. Devletin açılmasına imkan verdiği bu kuruma, diğer bankalara göre daha avantajlı olduğu için hesap açtım, para yatırdım"
Memurlar.net olarak bu kişiler için yapılabilecek bir şey olduğunu düşünmüyoruz.
Zira 17-25 Aralık 2013 darbe ve 1-19 Ocak MİT Tırlarının durdurulması girişimi sonrasında, bu örgütün dini bir cemaat olmaktan çıkarak bir istihbarat şebekesi olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır.
Örgütün artık bir terör örgütü olduğu Cumhurbaşkanınca bir çok kez dile getirilmiş ve bu örgütün bankasına para yatırılmaması, okullarına çocukların gönderilmemesi ve sendikalarına üye olunmaması istenilmiştir.
FETÖ'nün bu kurumları, o gün itibariyle bir terör faaliyeti yürütmemiş olsa da, terör faaliyeti yürüten üst yapıya hizmet eden kurumlardı. Bank Asya'sı örgütün himmet paralarını transfer ediyor, eğitim öğretim kurumları zeki çocukları örgüte kazandırarak eleman sağlıyor, sendika ve dernekleri ise örgütlenme özgürlüğünden yararlanarak örgüt üyelerine farkındalık bilinci sağlıyordu.
1 Eylül tarihli ihraç kararnamelerinde isimleri yer alan kamu personelinin bir kısmı, 15 Temmuz'da sahneye konan kanlı darbe girişimi sonrasında şoka uğramış olabilir. Ama şu bir gerçek ki, FETÖ tabandan aldığı güçle 15 Temmuz darbesini yapmıştı. Devlet bu örgütü, terör örgütü olarak ilan etmesine rağmen örgütün desteklediği bağımsız adaylar 7 Haziran 2015 seçimlerinde 250 bini aşkın oy almıştı.
Devlet'in, 2014 veya 2015 yılları itibariyle örgütün sendikasını, derneklerini veya finans kurumlarını kapatamamış olması (kapatmaması değil!), bu kurumlara üye olarak, para yatırarak, çocuklarını göndererek destek olanların yaptıklarını meşru ve doğru göstermez. Eğer OHAL ilan edilmemiş olsaydı, bu kurumların kapatılması yine çok zor olacaktı. Zira üye olduğumuz uluslararası kurumlar, dış kamuoyu, AB kriterleri, AİHM gibi birden fazla parametre bulunmaktadır.
Bu bağlamda, "ben Aktif Eğitim Sen'in veya Bank Asya'nın terör örgütünün odak kurumları olduğunu bilmiyordum" söylemi, bizim içinde, FETÖ'nün yeni bir kara propagandasından başka bir şey değildir. Devletin diğer kurumlarının da bu söyleme aynı şekilde baktığını düşünüyoruz.
2014'ten sonra FETÖ'nün kurumlarına üye olarak, para yatırarak destek olanların yapabileceği tek şey, şuan deşifre olmamış üst abi ve ablaları Devlete bildirmeleridir.
Yönetici konumundaki tüm FETÖ mensupları deşifre olduktan ve örgüt bütünüyle dağıtıldıktan sonra ilerleyen yıllarda, herhangi bir suça bulaşmamış olanlar açısından bir siyasi af çıkabilmesi muhtemel olabilecektir.
Ama bugün itibariyle, daha 15 Temmuz'un acısı yüreklerde taptazeyken, örgütün en alt katmanında yer alan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tespitiyle tabanı ibadet olan kişiler için, iyi bir şeyler söylemek mümkün değildir.

Memurlar.Net - Özel