İki adet soruyla öğretmen seçimi yapılır mı?

Her Bakan değişiminde yeni gelen bakan bir şeyler yapmak ister.

Bürokratlar anlatır, "eğitim sistemi şundan dolayı kötü, bundan dolayı kötü"... Sonra da en acı reçeteyi sunar. Pek fazla bilgi sahibi olmayan Bakan da, teklifi kabul eder ve düzenleme yürürlüğe konulur.

Sözlü sınav da böyle oldu. 2002 yılından bu yana gündemde olan öneriyi bugüne kadar hiçbir bakan kabul etmedi ancak İsmet Yılmaz kabul etti. Oysaki Sayın Bakanın demesi gerekirdi ki, "Biz bu öğretmen adaylarını adaylık döneminde 3 farklı kez değerlendirmiyor muyuz? Bir daha neden girişte değerlendiriyoruz. 5-10 dakikalık bir komisyonun iki soruyla değerlendirmesi mi iyidir, yoksa 1 yıla yayılan süreçte okul müdürünün, müfettişin ve danışmanın öğretmenin değerlendirmesi mi daha iyidir?"
Ayrıca sözleşmeli öğretmenlikte, bunlarda yeterli değil.... Sözleşmeli öğretmenin kadroyu alabilmesi için; bir de yazılı sınav yapılıyor, o da yetmedi sözlü sınava alınıyor ve kadrolu öğretmen oluyor.

Ancak Sayın bakan konuyu bilmediği için bu soruları sormadı/ soramadı. Eğer bu satırları okuyorsa şimdi bize sinirleniyordur. Kendisinin yanıltıldığını iddia ettiğimiz için sinirleniyordur.

Ama bize sinirleneceğine, bu teklifi getiren bürokratlara sinirlenmelidir.

Bir çok aile, Sayın Bakanın, gece gündüz çalışan çocuklarının hakkına girdiğini belirtiyor. Bakan bey ise 300 komisyonun adil davrandığını, soruların ölçme ve değerlendirmeye uygun sorular olduğunu söylüyor olsa dahi kimseyi inandıramıyor.

Nihayetinde, Devletin üniversitelerinin öğretmen olur diye mezun ettiği bir kişiyi, MEB sözlü sınava alıyor ve 5-10 dakikalık bir sözlü sınavda sorduğu iki soruyla 60 altı puan vererek "Senden öğretmen olmaz" diyor. Sanki 300 komisyonda yer alan her bir üye Hz. Ömer...

Üstelik bir çelişki de şu: Sözlü sınavda yeterli görülmeyen öğretmen daha sonra MEB'de ücretli öğretmen veya özel okulda öğretmen olabiliyor.

Şu açık ki, kabul edilen sistem iyi bir sistem değil.

MEB zaten aldığı öğretmene adaylık döneminde üç farklı şekilde sınav uyguluyor. Danışman öğretmendeğerlendiriyor, okul müdürü değerlendiriyor, müfettiş değerlendiriyor. Bu değerlendirmeden başarılı olmak yetmiyor bir de yazılı sınav alınıyor, o da yetmedi sözlü sınava alınıyor ve kadrolu öğretmen oluyor.

Öğretmen yapma yeterliliğine sahip olmayan birinin bu süreçte elenmesi için son bir iki yılda tüm tedbirler alındı.

Dolaysıyla, girişte uygulanan sözlü sınav gereksizdir. Adaylık sürecinde üç kez değerlendirmeye tabi tuttuğun bir adayı bir daha neden girişte değerlendiriyorsun!

Sayın Bakan, daha fazla anne ahlarını almamak için neden bu kadar büyük gürültü çıktı, bu sorunu nasıl aşabiliriz, diye düşünmesi gerekmektedir.

Adı üstünde sözlü sınav olan bir uygulamada geçen ay günlerce 60 bin aday torpil peşinde koştu. Sadece bu koşuşturma dahi, günah olarak tüm MEB'e yeter.

Daha yeni mezun olmuş gençlerin torpil bulmak için bürokratların, siyasetçilerin, işadamlarının kapılarında kul/köle edilmesi, yazık değil midir?

Sayın Bakan, lütfen ama lütfen, yatağa gittiğinde ve başını yastığa koyduğunda, acaba yanlış mı yaptık, giriş sınavında da sözlü sınav şart mıydı diye düşünmelidir!

www.memurlar.net

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.